bakmak,gördüğünde donup kalmak ama dile dökememek aşkı ve açamamak kalbini.
kafanı duvarlara vurmak sonra durup onu düşünmek ardından gene duvarla sıkı bir diyaloğa girmek.
aklından çıkaramayıp,kalabalıkların içinde en yalnızı oynamak.
bir an söyeyecem ulan demek ama kahrolası cesaretsizliğe yenik düşmek.
bazende üçüncü kişi olmak.onun sevdiği o delikanlıya en büyük kinleri beslemek…attila ilhandan üçüncü şahsın siirini dinlemek sonra bir köşeye çekilip ağlamak.
üçüncü şahıs olunmayan durumlarda bazen zevkte verebilir platonik aşk.
hayallerinde bir aşk büyütürsün,çift kişinin dikmesi gereken bir fidanı tek başına yıllarca büyütmeyi hayal edersin.sularsın her sabah adını anarak.o bilmez o aşk fidanını ama sen umursamadan büyütmeye devam edersin.biraz hüzün bir parçada ümit barındırır,sadedir.katıksız aşk derim ben buna.bilmesi gerekmez onun,sen seversin.karşılıksız da olsa seversin.belki dersin,belki bir gün kavuşuruz…
Uludağ Sözlükten alıntıdır.



